Nedir : Leonardit; diğer bütün madenler gibi, kendine has fiziksel ve kimyasal özellikleri ile kendine has oluşum süreci ve jeolojisi olan doğal bir madendir. 

Bazı kaynaklara göre leonardit, linyit kömürüdür. Başka bazı kaynaklara göre ise; leonardit torfdur (turbadır), gidyadır, olgunlaşmamış kömürdür, yeşil renkli tatlı su çamurudur veya kimyasal işlemler sonucu elde edilmiş bir kimyasal maddedir. Bir başka deyişle, içeriğinde az veya çok hümik asit bulunan tüm maden veya maden benzeri kaynaklar leonardit olarak da adlandırılıyor gibi gözükmektedir.
Leonarditin tüm Dünya’da göreceli olarak yeni tanınmaya başlanan bir maden olması ve uluslararası düzeyde kabul edilmiş bir tanımının henüz olmaması bu kavram karışıklığının temel nedenleridir. Ne yazık ki aynı karışıklık başka birçok ülkede de halen vardır.

Gerçekte, leonardit yukarda sıralı olanların hiçbirisi değildir.
Leonardit; oluşumu, jeolojisi, fiziksel ve kimyasal özellikleri ile diğerlerinin hepsinden farklı olan başka bir madendir.
Leonardit; alkali ortamlarda kolayca çözünebilen, siyah veya koyu kahverengi renkte, parlak ve camsı görünüşlü yumuşak bir madendir. Linyit kömürünün doğada milyonlarca yıl süren çok yavaş oksidasyonu ve kimyasal değişimi sonucu oluşur. 

LEONARDİTİN KALİTESİ VE İÇERİSİNDEKİ HÜMİK ASİTLERİN ORANI NEDİR? 
Bu konuda Uluslararası düzeyde kabul edilmiş bir standart bulunmamaktadır. Ülkemizde ise, Tarım Bakanlığı’nca yayımlanan “Tarımda Kullanılan Organik, Organomineral, Özel, Mikrobiyal ve Enzim İçerikli Organik Gübreler ile Toprak Düzenleyicilerin Üretimi, İthalatı, İhracatı, Piyasaya Arzı ve Denetimine Dair Yönetmelik” tarımda kullanılacak leonardit madeninin kuru bazda en az %40 oranında hümik asitler içermesini şart koşmaktadır. Bu %40 şartı sadece tarımda kullanılacak leonarditler içindir ve sadece ekonomik (ticari) değerlendirmeler esas alınarak belirlenmiştir. 

LEONARDİT İÇERİSİNDEKİ HÜMİK ASİTLER NELERDİR? 
1-    Hümik Asit: pH’ı 7’den küçük olan asidik özellikteki sularda çözünemez, daha yüksek pH derecelerindeki suda veya alkalik özellikteki çözeltilerde çözünebilir. Moleküler ağırlığı fazla olup uzun zincir molekül yapısındadır. Rengi, koyu kahverengi ile siyah arasındadır.

2-    Fülvik Asit: Bütün pH derecelerindeki (asidik veya bazik) suda veya çözeltilerde çözünebilir. Moleküler ağırlığı düşük olup, kısa zincir molekül yapısındadır. Rengi,  açık sarı ile sarı-kahverengi arasındadır.

Bir kavram karışıklığını gidermek için “leonardit içerisindeki hümik asit (asitler) oranı” ile ne kastedildiğinin açıklanması gerekir. Bütün yayınlarda, leonardit üreticisi veya pazarlayıcısı firmaların kataloglarında, leonarditin en ayırt edici özelliği olarak “hümik asit oranı” veya “hümik asitlerin oranı” verilir. Buralarda kastedilen, leonarditin içerisindeki hümik ve fülvik asit oranlarının toplamıdır.

Hümik Maddelerin Kumlu Topraklarda Faydaları
Kumlu toprakların aralıklı bir yapısı vardır. Bu tip topraklarda besinler aşağı doğru kolayca ilerler ve üretici için ekonomik kayıplara neden olur. Organik maddeler yani humarlar toprağın besin maddesini tutmasını ve bitkinin bunlardan daha rahat faydalanmasını sağlar. Hümik maddelerin etrafı negatif yüklüdür ve uygulanan gübrelerdeki besin maddelerin ve ayni zamanda suyun tutulmasını sağlarlar.

Hümik Maddelerin Killi Topraklarda Faydaları
Killi topraklar sıkı, su geçirmeyen ve ağır bir yapıya sahiptir. Bu tipteki topraklar soğuk ve nemli hava koşullarında suyu tutar, sıcak havalarda ise büzülür ve küçülür. Her iki koşulda bitki gelişimi için uygun değildir.

Toprak kurumaya başladığı zaman su molekülleri kil parçalarının arasından uzaklaşır. Suyun bu hareketi kil parçalarının birbirlerine çok yaklaşmasına, hacimlerinin küçülmesine ve yüzeyde çatlamalara neden olur. Yüzeyde görülen çatlamalar organik madde eksikliği olan killi toprakların ortak özelliğidir. Bu tip topraklarda hümik madde eklenmesi toprak yapısını iyileştirmektedir. Hümik asit kil parçalarının arasına girerek kuru ve ıslak havalarda siki bir şekilde birleşmelerini ve yapışmalarını engellemektedirler. Büyük hümik asit molekülleri kil parçalarını ayrı ayrı tutabilmekte ve bunun sonucunda su ve besin maddeleri kolaylıkla bu alanlara yerleşebilmektedir.

Leonardit'in bitki üretimindeki etkileri;

Biyolojik Etkileri

  • Bitki enzimlerini uyarır,
  • Bitkide ve toprakta organik katalizör olarak rol oynar,
  • Su yosunları ve mayalarda olduğu gibi toprak mikroorganizmaları tarafından istenirler ve hızla çoğalmalarını sağlarlar,
  • Bitki köklerinin solunum ve oluşumunu hızlandırırlar,
  • Bitkilerin vegetatif organlarının ve köklerinin büyümesini uyarır,
  • Bitki hücre zarlarının geçirgenliğini artırarak, bitki beslenmesini yükseltir,
  • Bitkinin yasam isteğini artırır,
  • Bitkinin yasama isteği ve tohumun çimlenme gücünü artırır,
  • Bitki kök sistemi ve hücre çoğalmasını uyararak bitkinin dengeli büyümesini sağlar. 

Kimyasal Etkileri

  • Toprağın özelliklerini, koruma gücünü artırır,
  • Alkali şartlarda demirin bitki tarafından alınabilirliğini sağlar,
  • Bitki gelişimi için gerekli olan organik ve mineral maddelerin her ikisini de zenginleştirir,
  • Bitkilerin ihtiyacı olan kimyasal gübrelerin, kök bölgesinde toprak suyunda tutulmasını sağlar,
  • Toprağın iyon değişim kapasitesini en uç noktaları çıkarır,
  • Topraktaki elementlerin bitki tarafından alınabilir forma sokulmasını sağlar,
  • Toprakta tamponlama yaparak toksisiteyi önler,
  • Toprak tuzluluğunun azalmasına yardımcı olur.

Fiziksel Etkileri

  • Toprağın parçalanma yapısını olumlu düzeye getirir,
  • Toprağın verimlilik kapasitesini artırır,
  • Toprağın havalanması arttırır,
  • Tohum yatağını güçlendirir,
  • Toprak erozyonunu önler,
  • Toprağın kolay ısınmasını sağlar,
  • Toprağın su tutma kapasitesini dengeler.

Bitki Gelişimine Etkisi
Leonarditin bütün tarım ürünlerinde verimi önemli ölçüde arttırdığı araştırmalarla kanıştanmış bir gerçektir. Yapılan uygulamalı araştırmalar sonunda bazı bitkilerde leonardit kullanılması ile elde edilen verim artışları aşağıda oranlarda bulunmuştur.

ÜRÜN ADI

VERİM ARTIŞ ORANI

Buğday

% 13-25

Domates

% 20-30

Arpa

% 15-18

Lahana

% 25-30

Karabuğday ve Darı

% 25-50

Elma

% 8-20

Mısır

% 30

Üzüm

% 25-30

Patates, Havuç

% 25-40

Pancar, Turp

% 25-40

Bütün narenciyelerde

% 30-60

Pamuk

% 10-30

Salatalık

% 34-38

Çayır, Çim

% 100 e kadar

Bunların dışında çiçek yetiştiren firmalardan alınan bilgilere göre; üretilen gül ve papatyanın miktarı%30-100 arasında artmıştır, köklenme fazlalaşmıştır ve çiçeklerin açma zamanında 10-15 gün arası erkencilik sağlanmıştır. Leonardit tarım ürünlerinde sadece verimi arttırmakla kalmamaktadır.

Ürünün kalitesini de iyileştirmektedir. Leonardit uygulanınca tarım bitkilerinin bünyelerinde daha fazla besleyici-yararlı elementler toplanmaktadır. Örneğin leonardit kullanılması ile:

C vitamini

Pancarda %100 e kadar

 

Turpta %30 a kadar

   

Carotone

Pancarda %100 e kadar

 

Lahanada %25 artmıştır

   

Riboflovin

Bazı sebzelerde %8-14 oranında artmıştır

   

Niacin

Pancarda %79 artmıştır

 

Lahanada %42 artmıştır

 

Turpta%50 artmıştır

Protein pancar ve lahana yapraklarında %16-18, fosfor %26-28 oranında artmıştır.
Patateste daha fazla nişasta birikmiştir.
Ketende daha kaliteli lifler oluşmuştur.
Köklerde daha kaliteli yağlar birikmiştir.
Pamukta nükleer asit oranı hızla artmıştır.
Ayçiçeği tohumlarında yağ oranı hızla artmıştır.
Domatesteki şeker ve C vitamini %45 oranında artmıştır.

HÜMİK ASİT

Topraktaki organik maddelerin ana içeriği humustur. Hümik asit ise humusun en aktif maddesidir. Günümüzde artan kimyasal gübre kullanımı humusun hızla tükenmesine neden olmuştur. Oysaki humus gübrelerin alınımını kolaylaştıran bir maddedir. Bu sorunun çözümü için son yıllarda hümik madde (hümik asit ve fulvik asit) uygulamaları yapılmaya başlanmıştır.

Toprak organik maddesi; canlı, cansız yada çürümüş (dekompoze) olan tüm organik maddeleri içeren bir terimdir. Tamamen çürümüş organik yapılar HUMUS olarak adlandırılır. En iyi humus kaynağı dekompoze olmuş bitki yada kompost materyalleridir. Yüksek hümik asit içeriğine sahip humatlar da uzun süreli ve iyi bir humus kaynağıdır. Hümik maddeleri Şekil de görüldüğü gibi üç ana gruba ayırmak mümkündür; Fülvik asit, Hümik asit ve Hümin.

Hümik Maddelerin Kimyasal Özellikleri
Adı geçen terimleri kısaca tanımlamak gerekirse; Humus: Toprağın % 65-75'ini oluşturan temel maddesidir. Tamamen çürümüş organik maddelerden oluşur. Toprak verimliliğinde önemli rol oynar.

Hümik maddeler: Üç organik kalıntı olan hümin, fülvik asit ve hümik asitten oluşan kimyasal bir gruptur.
Hümik olmayan maddeler: Reçine, bal mumu ve organik asitler gibi çözünmez ve dekompoze olmamış organik maddelerdir.
Humatlar: Hümik asit tuzlarıdır.
Fülvik asitler: Tüm pH koşulları altında suda çözünür formda olan hümik maddelerin bir bölümüdür. Fülvik asitlerin renkleri açık sarı -sarı kahverengidir.
Hümik Asitler: Hümik asitler topraktan elde edilen ana bileşiklerdir. Koyu kahve-siyah renklidirler. Doğal olarak oluşan hümik asit moleküllerine bağlı 60 'ı aşan farklı iz element çeşitli canlı organizmaların kullanımına hazır olarak bulunmaktadır.
Humin: Hümik maddelerin asit yada alkali her hangi bir pH değerinde suda çözünemeyen bir bölümüdür. Moleküller yapıları çok büyüktür. Hümik maddeler içinde parçalanmaya en dayanıklı olandır.

Hümik Asit ve Fulvik Asit Kaynakları Nelerdir?
Aşağıdaki tabloda da görüldüğü gibi hümik ve fülvik asitler çeşitli kaynaklardan elde edilebilir. Ancak bu kaynaklar arasında en yüksek hümik ve fülvik asit oranı Leonarditte mevcuttur. Leonarditin hümik madde (hümik + fülvik asit) kaynağı olduğu 1960 yılında keşfedilmiştir. Sonrasında araştırmacılar bu maddeleri tarımsal alanlarda uygulamaya başlamışlardır.

Leonardit 70 milyon yıl süren bir hümifikasyon süreci sonunda oluşan linyit kömürünün okside olmuş formudur. Yüksek katyon değişim kapasitesine sahiptir. Leonardit kaynaklı hümik asitler uzun süre etki gösterirler. Azot gibi besin maddeleri ile rekabete girmezler. Organik tarımda da güvenle kullanılmaktadır.

Aşağıda incelendiğinde hümik ve fülvik asit kaynağı olarak leonarditin en fazla içeriğe ve değere sahip olduğu görülmektedir.

Doğal Kaynak

Hümik ve Fülvik Asit oranları %

Leonardit

40 - 90

 

Torf

10 - 30

 

Saprofel Torf

10 - 20

 

Linyit katmanları

10 - 30

 

Hayvan gübresi

5 - 15

 

Kompost

2 - 5

 

Toprak

1 - 5

 

Arıtma Çamuru

1 - 5

 

Taş Kömürü

0 - 1

 

Hümik ve Fülvik Asitlerin Bulundukları Kaynaklar ve oranları
Hümik maddelerin hepsi toprakta kalıcıdır. Çevre koşullarına bağlı olarak fülvik asitlerin yarı ömrü 10-50 yıl arasında değişirken, hümik asitlerin yarı ömrü ise yüzyıl olarak ölçülür.

Hümik Asit ve Fülvik Asit Arasındaki Farklar Nelerdir?
Yukarıda da değinildiği gibi bitki kalıntıları çürüdükleri zaman fülvik ve hümik asitlerin her ikisi de oluşur. Her iki asitte toprak ve topraktaki mikro organizmalar için yaralıdır. Fülvik asit hümik aside göre daha küçük bir moleküler yapıya sahiptir. Bunun sonucu olarak kalıcılığı daha azdır ve daha kolay parçalanır. Ancak yaprak uygulamalarında bitkiye giriş hızı daha yüksektir. Hümik asit ise toprakta uzun süre kalır ve zaman içerisinde yavaş parçalanır. Genel olarak toprak organik madde miktarını arttırmada uzun süreli etkilerinden dolayı hümik asitlerden faydalanılır.

Kaynak : 
1. Burdick, E. M., 1965. "Commercial Humates for Agriculture and the Fertilizer Industry". Economic Botany, Vol. 19, No:2:152-156.
2. Freeman, P. G., 1969. "The use of Lignite products as plant growth stimulants. Technology and use of Lignite", IC Bureau of Mines Information Circular, 8471:150-153: 160:162:164.
3. Senn, T. L. And Kingman, A. R., 1973. "A review of Humus and Humic Acids." Clemson University, Dept of Horticulture, Research Series No. 145, March.

Kategoriler: bitki besleme

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.